Yazar arşivi Eren Talha Altun

ileEren Talha Altun

Savunma, Analiz, Havacılık, Teknoloji, Güncel Politika

Sun Savunma.Net
/////////////////////////////////////////// İdlib ıkmazı
Posted: 29 Aug 2019 12:49 PM PDT feedproxy.google.com/~r/SunSavunma/~3/9XI_Cw9cx9s/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
Türk Askerleri Kuşatıldı mı? İdlib Çıkmazı Rus savaş uçaklarının desteklediği Suriye Arap Ordusu, Astana anlaşmalarının ruhuna aykırı olarak ilerlemesini sürdürmüş ve İdlib Eyaletinde kritik öneme sahip Khan Sheikhoun kasabası sınırına dayanmıştır. Ercan Caner, Sun Savunma Net, 29 Ağustos 2019 Rus…

Bu e-posta içerik özetlerini içermektedir. Makalelerin tamamını ve diğer başlıkları görüntülemek için lütfen web sitemizi ziyaret edin.

ileEren Talha Altun

Arkeofili Haberleri

Arkeofili
/////////////////////////////////////////// 27.000 Yıllık Dev Tembel Hayvan Dişi Bulundu
Posted: 29 Aug 2019 03:37 AM PDT feedproxy.google.com/~r/Arkeofili/~3/z9b_7ZTLzIw/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
Belize’deki bir obrukta bulunan 27.000 yıllık dev tembel hayvan dişi, hayvanın beslenme düzeni ve yaşadığı iklimin anlaşılmasını sağladı.
Devamı burada: 27.000 Yıllık Dev Tembel Hayvan Dişi Bulundu Arkeofili.
/////////////////////////////////////////// Antik Chaco Kltrnde Fazla Parmaklılara Saygı Gsteriliyordu
Posted: 29 Aug 2019 12:29 AM PDT feedproxy.google.com/~r/Arkeofili/~3/OKkmFIzND5s/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
New Mexico, Chaco Kanyonu’ndaki büyük evlerde, fazladan bir ayak parmağına sahip olmak, insanların saygısını kazanma yollarından biriydi.
Devamı burada: Antik Chaco Kültüründe Fazla Parmaklılara Saygı Gösteriliyordu Arkeofili.

ileEren Talha Altun

Engineering School Lowers Entry Bar For Women

This message was intended for: 147258@mit.ist You were added to the system August 8, 2019. For more information please follow the URL below: email.vervemail.com/p/iJ0pHLtYcN
Follow the URL below to update your preferences or opt-out: email.vervemail.com/p/oJ0pHLtYcN
To unsubscribe from future mailings, send an email to mailto:unsub-36008879227-echo7-87AACB3C22FC23FC900C6EA622E587D0@emailsendr.net?Subject=Unsubscribe&body=Please%20remove%20me%20from%20further%20mailings with “Unsubscribe” as the subject line.

—-Powered by Verve Mail LLC—- www.google.com/?gws_rd=ssl#q=VerveMail

ileEren Talha Altun

OSINT Serisi : 2 Terörizm, Suç ve Siber Uzaydan Çevrimiçi Araştırmalar : EREN TALHA ALTUN

Kaynak : https://www.eren-altun.com/open-source-intelligence-tools/osint-serisi-2-terorizm-suc-ve-siber-uzaydan-cevrimici-arastirmalar/

Siber terörizm potansiyelinin abartıldığı düşlünülebilir. Ancak böyle bir tehdidi inkar etmek ya da görmezlikten gelmek yanlıştır. Terörle mücadelede elde edilen başarı teröristleri siber terörizm gibi olağandışı yöntemlere yöneltebilir..Istihbarat araştırmacıları sahada araştırma yaptığı kadar siber uzayda da bu araşŧırmaları yürüŧmektedir. Gelişmiş askeri donanım araçlarının yanı sıra , siber uzay üzerinden açık kaynak istihbaratı sayesinde de hedef hakkında birçok delil ve ayrınti elde edebilmekteyiz. Bunlardan birkaçına örnek vereceğiz.



Uluslar ve uluslarasi Terör Faaliyetlerinin toplandiği veritabani

https://www.start.umd.edu/gtd/NewUser.aspx



Uluslarası Terörle Mücadele Ensitüsü

terörle mücadele, iç güvenlik, tehdit açığı, risk değerlendirmesi, istihbarat analizi, ulusal güvenlik ve savunma politikası konularında uzmanlık sağlayan bağımsız bir düşünce kuruluşudur.

istatistiksel raporlara ek olarak küresel terörist saldırıları, terör örgütleri ve aktivistlerini kapsayan İnternet üzerindeki en büyük kamuya açık araştırma veritabanını mevcuttur.



Terörle Mücadele Araştırma Merkezi

https://ctc.usma.edu/

Terörle Mücadele Merkezi, mevcut ve gelecekteki liderleri terör ve terörle mücadelenin zorluklarını anlamak için gerekli entelektüel araçlarla donatmak için araştırma yapan websitesi.



Teröristler Veri Tabanı

https://www.counterextremism.com/ https://www.counterextremism.com/extremists



Küresel Terörle Mücadele Forumu

Küresel Terörle Mücadele Forumu (GCTF), terör eylemlerini önleme, mücadele etme ve kovuşturma eylemlerini önleyerek, bunlarla mücadele ederek ve kovuşturma yoluyla terörist eylemleri önleyerek, savaşarak ve kovuşturma yoluyla, dünya çapında teröristlere karşı savunmasızlığı azaltma misyonunun yer aldığı 29 ülke ve Avrupa Birliği uluslararası bir forumudur.

Araştirma topluluğu , dünyadaki ülkelerden ve bölgelerden uzmanları ve pratisyenleri deneyimlerini ve uzmanlıklarını paylaşmak ve gelişen terör tehdidine karşı koyma konusunda araçlar ve stratejiler geliştirmek için bir araya getiriyor.



Küresel Terörizm Araştırma Projesi

http://gtrp.haverford.edu/

Site iki bölümden oluşuyor. Web sitesinde kaynaklar bölümünde, terörizm ve uluslararası güvenlik hakkında bilgi veren diğer çeşitli faydalı web sitelerine bağlantılar derlenmektedir.

Web sitesinin bu bölümü, kitaplar, birincil kaynaklar, veri kaynakları, dergiler, haberler, bloglar, araştırma siteleri, araştırma portalları ve öğrenciler için kaynaklar içermektedir.



Asya Terör Araştırma Merkezi

https://www.satp.org/



Terörle Mücadele Uluslararası Merkezi

https://icct.nl/

terörle mücadelenin insan haklarıyla ilgili yönlerinin kesiştiği temalara odaklanmaktadır. Başlıca proje alanları şiddetli aşırılıkçılıkla mücadele, hukukun üstünlüğü, yabancı savaşçılar, ülke ve bölgesel analizlerdir. Terörle Mücadele Araştırma ve Analizi – Akademisyenler ile çalışmak ve eğilimlerin analizi de dahil olmak üzere, terörle mücadeleye yönelik hukuk temelli yaklaşımların önlenmesi ve yönetimi konusunda politika ile ilgili bilgiler geliştirmektedir.



Ulusal Güvenlik ve Terörizm

RAND Corporation, dünyadaki toplulukları daha güvenli ve , daha sağlıklı hale getirmek için kamu politikası zorluklarına çözümler geliştiren bir araştırma kuruluşudur.


Terörle Mücadele Eğilimleri ve Analizleri & Diğer Kaynaklar


https://en.wikipedia.org/wiki/Global_Terrorism_Index#20
https://www.rsis.edu.sg/wp-content/uploads/2018/06/CTTA-June-2018.pdf
https://www.rsis.edu.sg/rsis-publication/icpvtr/counter-terrorist-trends-and-analyses
https://onlinejihad.net/
http://www.jihadica.com/
ileEren Talha Altun

SİYASİ DOSYA /// MEHMET TEKİN YILMAZ : ERDOĞAN SONRASI TÜRKİYE VE İSRAİL SEÇİMLERİNİN KONJONKTÜREL ETKİSİ


MEHMET TEKİN YILMAZ : ERDOĞAN SONRASI TÜRKİYE VE İSRAİL SEÇİMLERİNİN KONJONKTÜREL ETKİSİ

Son olaylar yani ABD ile Fırat’ın doğusu ile ilgili kurulan diyalog HDP’li belediyelere yapılan operasyon ve AK Parti içinde bundan sonrası için yol haritası ve yeni kadrolar konusu ciddi anlamda kafa karışıklığına sebeb oldu. Kamplaşma hesaplaşma Media STK ve iş dünyası ile kurulan paralel ilişkiler can sıkıcı boyutta!
İzmir yangını Kaz dağları Türk Tanıtma Ajansına yapılan atama AK Parti’nin 18. kuruluş yılı tartışmalarının önüne geçti. Davudoğlu polemiği ise büyüyor. Sahi S400 konusu ne oldu? Urfa’daki Ortak Karargâh neyin nesi? Döviz fiyatlarının bununla ilgisi var mı? Sorular soru içinde…
Son zamanlarda çok fazla sağlığı ile gündem olan Erdoğan operasyonlarla Süleyman Soylu ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tartışmaların odağındaki isimler. Krizi kontrol edemiyorsanız döner sahibini vurur. Tıpkı hedefine ulaşmayan Bumerang gibi. Erdoğan’a bu lobi hiç güvenmedi. “Onsuz olmuyor” diye kadroda yer almasına ses çıkarmadılar ama şiir okudu diye siyaset yasağı getirenler onlardı. Daha sonra siyasete taşınmasında da onlar vardı. Fakat işler bekledikleri gibi gelişmeyince o sürecin sonunda 15 Temmuz yaşandı. BOP süreci noktalandı. Şimdi yeni bir süreç örgütlenmeye çalışılıyor.
Bu konuda ABD ve Avrupa’ya güven konusunda bizim acı tecrübelerimiz var. Sözkonusu olan İsrail FETÖ ve PKK ise birilerinin eli ile birilerini tasfiye ederken o birileri ile de kullandıkları kaynağı hedef haline getirebilirler. Ya da bir senaryoda geri dönülmez noktaya gelinmişse orada bu projeye karşı çıkan bir ikinci kanat varsa onu bir şekilde tasfiye ederler. Bakınız Kennedy ya da içeriden bir örnek Hiram Abbas Eşref Bitlis Hablemitoğlu…
Bugün ortaya çıkan tehdit dünkü tehditlerden çok farklı. Ve bu tehdit sadece Türkiye ile sınırlı da değil. ABD İngiltere Fransa İtalya Çin Hindistan Rusya Suudi Arabistan BAE Japonya Kore Hong Kong hatta İsrail fark etmiyor. Farkında olmalısınız Hong Kong’daki göstericilerin ellerinde İngiliz bayrağı değil Amerikan bayrağı var! Dünya politik bir meteor kuşağına doğru hızla ilerliyor. Sadece siyaset değil iş media STK finans dünyasından birilerinin de kapısı çalınabilir. .
Bunlar sadece kendilerinden olmayanlarla değil kendi içlerinde de kanlı bir hesaplaşmaya hazırlanıyorlar. J. Empstein’ın intiharını da bu çerçevede okumamız gerek. 17 Eylül İsrail seçimleri bu gelişmeler açısından yön ve yol gösterici olacak. Bu tarihin sembolik bir anlamı var. Batılıların dostluklarına güvenenler aldanırlar. Onları dostları yok çıkarları var “Palmerston Kuralı”. Global çetenin adamları Lucifer’e kurban edecekleri adamları ve örgütleri beslerler… Hele onu para ve makam yanında kadınla da “mutlu” ediyorlarsa o Lucifer’e adanmış kesileceği zamanı bekleyen bir koyundan başkası değildir.
Bir önceki seçimlerde Netanyahu’nun partisi LIKUD az bir oyla önde olsa da sandalye dağılımı bakımından eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki Mavi Beyaz ittifakı mecliste 35’er milletvekiliyle temsil edilmişti. İsrail vatandaşı yaklaşık 2 milyon Filistinli iki ayrı ittifak çatısı altında girdi. Filistinlilerin seçime katılım oranı düşüktü. Ama iki ittifak da barajı aştı. Eşitlik ve Barış için Demokrasi Cephesi (HADAŞ) ile Değişim için Arap Hareketi’nin (TA’AL) kurduğu ittifak 6 Ulusal Demokratik Birlik (BELED) ile Birleşik Arap Listesi’nin oluşturduğu ittifak ise 4 milletvekili çıkardı. İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett ile Adalet Bakanı Ayelet Shaked liderliğinde kurulan Yeni Sağ Partisi baraj altında kalırken eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın partisi İsrail Evimiz (BEYTEYNU) yüzde 4 13 oy olarak barajı aştı ve mecliste 5 milletvekilliği aldı. 9 milyonluk İsrail nüfusunun yüzde 11 1’ini oluşturan ultra-Ortodoks Yahudileri (Harediler) temsil eden ŞAS (Doğulu Tevrat Muhafızları) ile Yahudi Birleşik Tevrat (Yahudot HaTora) partileri de yüzde 6 13 ile yüzde 5 94 oy alarak bir kez daha meclise girdi. İki devletli çözümden yana olan Avi Gabbay başkanlığındaki İşçi Partisi yüzde 4 48 oy alarak 6 milletvekiliyle meclise girmeye hak kazanırken yine iki devletli çözümü savunan Meretz Partisi ise çok az bir farkla barajı aşarak 4 milletvekili çıkardı. Maliye Bakanı Moşe Kahlon’un liderliğini yaptığı KULANU (Hepimiz) Partisi 4 eski bir asker olan Rafi Peretz liderliğindeki HaBayit HaYehudi (Yahudi Evi) ise 5 milletvekiliyle meclise girdi. Geçen seçime 41 parti katılmış bunlardan sadece 11’i % 3 25’lik seçim barajını aşabilmişti. Bu tablo bile Yahudilerin aklının ne kadar karışık olduğunu göstermektedir. 30 Parti %3.25 oy bile alamadı ve baraj altında kaldı. Katılım oranı önceki seçime göre düştü.
Netanyahu sağcı partilerle birlikte bir koalisyon kurmaya çalışıyordu. Fakat aşırı Ortodoks Yahudi din okulu öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmasını düzenleyecek bir yasa konusundaki uzlaşmazlık koalisyon girişiminin çökmesine yol açtı. Böylece İsrail tarihinde ilk defa hükümeti kurma görevi verilen bir kişi bunu başaramamış oldu. Bu da ABD’nin “yüzyılın projesi”nin ertelenmesi sonucunu doğurdu. Bugün “Fırat’ın doğusu” ile ilgili gelişmeler biraz da bu çerçevede zaman kazanmaya yönelik. Yoksa Mısır Suudi Veliahd Prens Dahlan BAE hepsi hazırdı. Şimdi gözler 17 Eylül’de yapılacak seçimlere çevrildi. Trump’ın seçimi kazanması Evanjeliklere Kudüs’te bir zafer armağan etmesi ile mümkün. Bu da bölgede ABD’nin bir düzen kurması şartına bağlı. Bu işte Arap ayağı tamam. İran da bir şekilde kontrol edilmeye çalışılıyor. Kilit ülke Türkiye.
Bakın Türkiye’deki krizlerin arkasında olan lobi şu günlerde Ankara’da krizin açılması çözülmesi yönünde lobi yapmak danışmanlık yapmak çözüm üretmek için ortalıkta dolaşıyor.
Öte yandan; Trump’ın adamları İsrail’de fazla mesai yapıyor.
Netanyahu bugüne kadar ki İsrail’de en uzun süre başbakanlık yapmış kişi. İsrail’in 120 sandalyeli parlamentosunda bugüne kadar çoğunluğu sağlayan tek bir parti bile olmadı. Ülke hep koalisyonlarla yönetildi. Bu seçim kampanyasında ABD ile ilişkiler yeni yerleşim yerleri rüşvet suçlamaları en çok konuşulan konular. Netanyahu ‘Yahudi yerleşimleri ilhak edilecek’ vaadi Filistin tarafında en çok eleştirilen konular arasında ilk sıralarda. Kudüs konusunda açık bir tartışmanın riskli olacağını biliyorlar. Onun içinde o konuda tartışmaya girmiyorlar ama “Yüzyılın projesi” olarak o iş sanki tamamen Amerikalılara havale edilmiş gibi gözüküyor.
Eylül ortalarında İsrail seçimlerinin sonucu belli olacak. Sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Dost kim düşman kim kim kiminle beraber daha net belli olacak. Birilerinin Erdoğan sonrasına ilişkin yol haritası daha net belli olacak.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags SİYASİ DOSYA, MEHMET TEKİN YILMAZ, TAYYİP ERDOĞAN, TÜRKİYE, İSRAİL, SEÇİM, KONJONKTÜREL, ETKİ]

ileEren Talha Altun

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI /// ANTALYA KEPEZ DEVLET HASTANESİ : 274 ÇOCUK DOĞUM YAPTI


ÖZEL BÜRO NOTU : ELİN MİLLETİ BU ASIRDA BİLİMSELLİKLE UĞRAŞIRKEN BİZ BU ASIRDA ÇOCUK GELİNLERLE VE ÇOCUKKEN ÇOCUĞU OLAN ÇOCUKLARIMIZIN DERDİ İLE UĞRAŞIYORUZ. YAZIK Kİ ÇOK YAZIK. BUNLAR HEP İSLAMI KENDİ KAFASINA GÖRE TARİF EDEN ÇARPIK HACILARDAN HOCALARDAN OLUYOR. ONLARA GÖRE ÇOCUK YAŞTA EVLENMEK CAİZ. E HALKIN ÇOĞUNLUĞU DA ZIR CAHİL OLUNCA BUNU MEŞRU ZANNEDİYOR. BUNUN ÇÖZÜMÜ YA ÇOCUKLARLA EVLİLİĞE YÜKSEK CEZA GETİRMEK YA DA BU HACI HOCALARIN SOYUNU KURUTUP KUTSAL DİMİZİ BU HURAFELERDEN ARINDIRMAK. BAŞKA ÇÖZÜMÜ OLAN VARSA LÜTFEN PAYLAŞSIN.

ANTALYA KEPEZ DEVLET HASTANESİ : 274 ÇOCUK DOĞUM YAPTI

Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde son iki yılda 274 çocuğun doğum yaptığı ortaya çıktı. Yaşları 14 ile 17 arasında değişen ve aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu çocukların durumunu Antalya Barosu yargıya taşımaya hazırlanıyor.

Salı 27 Ağustos 2019 10:06

Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde son iki yılda yaşları 14 ile 17 arasında değişen 274 çocuğun doğum yaptığı ortaya çıktı.
Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre 15 Mart 2017’den 26 Mayıs 2019 tarihine kadar Kepez Devlet Hastanesi’nde doğum yapan çocuklardan 159’u da Suriye ve Afganistan başta olmak üzere yabancı ülke uyruklu.
ANTALYA BAROSU MÜDAHİL OLUYOR
Habere göre hastane kaynakları tüm çocuk doğumlarının adli makamlara intikal ettirildiğini belirtirken Antalya Barosu çocukların durumunu yargıya taşımaya hazırlanıyor.
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı avukat Serap Ertuğrul aileler talep etmese de yargıya intikal eden istismar olayları hakkında “müdahillik” talebinde bulunduklarını söyledi. Yasa gereği çocuk doğumu gerçekleştiren uzmanların tutanakları Cumhuriyet Savcılığı’na ya da İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü’ne bildirmek zorunda olduğunu hatırlatan Ertuğrul polis ekiplerinin uyruklarına bakmadan işlem başlatma mecburiyetinin bulunduğunu belirtti.
Ertuğrul “Yabancı ülke vatandaşlarının sağlık güvenceleri ile ilgili sıkıntılar var. Tedavilerde çeşitli sıkıntılar yaşayabiliyorlar ancak doğum başka bir konu. Türkiye vatandaşı da olsa yabancı ülke vatandaşı da olsa çocukların korunması ilkesi gereği adli işlem başlatılıyor. Eğer doğumlar gizlenmezse mutlaka hukuki süreç işletiliyor” diye konuştu.
Çocuk istismarına ilişkin çok sayıda olayın takipçisi olduklarını da anlatan Ertuğrul “Kumluca’da istismara uğrayan Suriyeli çocuk olayı hakkında sorumluları şikâyet ettik. Suriyeli bir çocuğun dört hastaneye götürüldüğü ve kabul edilmediği iddialarının ardından suç duyurusunda bulunduk. Çocuk doğumlarla ilgili de gerekli girişimlerde bulunacağız. Aileler olayın üstünü örtmek istese bile biz buna müsaade etmeyeceğiz” dedi.

İLGİLİ HABER

<haber.sol.org.tr/turkiye/2019un-ilk-uc-ayinda-483-cocuk-istismara-ma ruz-kaldi-261756> 2019’un ilk üç ayında 483 çocuk istismara maruz kaldı!

İLGİLİ HABER

<haber.sol.org.tr/turkiye/cocuk-istismarcilarini-hasta-kilifina-sokma k-istismari-mesrulastirmaya-yarar-261841> ‘Çocuk istismarcılarını ‘hasta’ kılıfına sokmak istismarı meşrulaştırmaya yarar’

İLGİLİ HABER

<haber.sol.org.tr/turkiye/istismara-ugrayan-cocuklari-bildirmemislerd i-18-doktora-hapis-talebi-263740> İstismara uğrayan çocukları bildirmemişlerdi: 18 doktora hapis talebi

İLGİLİ HABER

<haber.sol.org.tr/turkiye/urfada-6-ayda-378-cocuk-cinsel-istismara-ma ruz-kaldi-267330> Urfa’da 6 ayda 378 çocuk cinsel istismara maruz kaldı

Link : haber.sol.org.tr/turkiye/antalya-kepez-devlet-hastanesi-274-cocuk-dog um-yapti-269223

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI, ANTALYA, KEPEZ, DEVLET HASTANESİ, ÇOCUK, DOĞUM]

ileEren Talha Altun

KAPİTALİZM DOSYASI /// ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ : Kapitalizmin Türkiye’de yeni sömürü kaynağı evcil hayvan ekonomisi


DOKUMANI BURADAN <yadi.sk/i/SkATxF6Sqks2bQ> İNDİREBİLİRSİNİZ.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags KAPİTALİZM DOSYASI, ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ, Kapitalizm, Türkiye, sömürü, kaynak, evcil, hayvan, ekonomi]

ileEren Talha Altun

TSK DOSYASI /// Müyesser Yıldız : Genelkurmay kapatılacak mı ???


Müyesser Yıldız : Genelkurmay kapatılacak mı ???
26.08.2019
TSK’yı şekillendiren YAŞ toplantıları eskiden 3 gün sürerdi. Önce 1 günde bitirilir oldu. Bu yıl ise sadece 1.5 saatte tamamlandı. Toplantıdan sonra açıklanan terfi/emeklilik kararları ile geçen hafta yayınlanan tayin/atamalara tepki için çok sayıda subay emeklilik dilekçesi vermeye başladı.
Doğu-Güneydoğu, Irak’ın kuzeyi ve Suriye’de PKK/YPG terör örgütüne karşı alarm durumundayız…
Ege-Doğu Akdeniz’de, Rum-Yunan ikilisi ve bunların arkasındaki bilumum emperyalist güçlerle bilek güreşindeyiz…
İşte bu şartlarda onlarca subay emekli ediliyor ya da emekliliğini istiyor, ama birkaç medya kuruluşu dışında haber bile olmuyor.
Hoş, Ergenekon/Balyoz/Casusluk kumpaslarında bir kalemde yüzlerce subay tutuklandı da kaç tanesi umursadı?
Ülkenin Genelkurmay Başkanı Silivri’ye atıldı da ne oldu?
Veya bir diğer Genelkurmay Başkanı, gidişata tepki için emekliliğini istedi de kaç gün konuşuldu ki, 5-10 generalin emeklilik dilekçesi vermesi haber değeri taşısın, değil mi?
ORAYA KORGENERAL VERİRLERSE
YAŞ kararlarından sonra bu yıl hiç kimsenin Orgeneralliğe terfi ettirilmemesi nedeniyle, 2’inci, 3’üncü ve Ege Ordu Komutanlıklarının Korgenerallerle idare edilmeye çalışılabileceğine dikkat çekmiştik.
O günlerde Balyoz kumpasında yıllarca hapis yatan emekli bir general şu mesajı gönderdi:
“Yunanistan’da 2 sene yeni kurulan NATO karargâhında görev yaptım. Orada Ege Ordu’nun adı 4’üncü ordudur. Buraya Korgeneral verilirse, bayram ederler.”
Öyle de oldu, 22 Ağustos’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile sadece Ege Ordusu’na değil, 2 ve 3’üncü Ordulara da Korgeneral atandı, yani bu komutanlıkların seviyesi düşürüldü.
Düşünün, Genelkurmay Karargâhı’nda kızakta “Afrin kahramanı” olan bir Orgeneral, İsmail Metin Temel var, ama ilaç niyetine de olsa hiç bir yere atanmıyor ve Korgenerallerle idare tercih ediliyor. Bu durumda iki ihtimal akla geliyor; Ya Temel’in “günahı” çok büyük ya da Orduların yapısının artık böyle olması isteniyor!
EMEKLİLİK GEREKÇELERİ
Son kararlara tepki için emeklilik dilekçesi verdiği belirtilen generallerin gerekçelerini, merak edenler için kısaca anlatalım.
Birincisi, 30 Ağustos geçmeden hiç biri konuşmak istemiyor.
Ancak öğrendiğimiz kadarıyla; Komutanlardan birisi, daha YAŞ öncesinde terfi ettirilmediği takdirde pasif bir göreve verilmesini, emekli olacağını söylemiş. Yönetim de öyle uygun görünce, emekliliğini istemiş.
Bir diğeri, Korgeneral rütbesindeki bir görevdeyken Tümgeneral seviyesindeki bir göreve atanmasını kabul etmemiş.
Bir başkası; 15 Temmuz darbe teşebbüsünün en önemli davalarından birisinin çok önemli tanıklarındandı. Aynı karargâhla ilgili davanın birisinde mahkemeye gelip, tanıklık yaparken, diğerinde dinlenmesi sağlanamamıştı. O süreçte peş peşe önemli görevlere atanırken, bu yıl Güneydoğu’ya tayin edilince, emekliliğini istemiş.
Dördüncü bir isme gelince; İnanmayacaksınız, ama “Mobbinge” maruz kaldığı için emeklilik dilekçesi vermiş. Doğruysa, bir yandan böyle bir durum sözkonusu. Öte yanda Mahkeme kararıyla, emrindeki askerlere “Mobbing” uyguladığı tespit edilip, cezaya çarptırılan bir başka generalin görev süresinin YAŞ kararıyla uzatılması gerçeği var!
GENELKURMAY KAPATILACAK MI
Bu detaylardan sonra genel tabloya geçelim.
ABD ve AB, 1999’dan itibaren “Askeri vesayetin sona erdirilmesi” için Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını istiyordu.
Bu talep AB’nin Türkiye İlerleme Raporu’nda, “AB, NATO ve AGİT standartlarına rağmen, Genelkurmay Başkanı Savunma Bakanı’na karşı sorumlu olmak yerine, hala Başbakan’a karşı sorumludur” şeklinde dillendirildiğinde, 2002’de dönemin AKP’li Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, mevcut düzenlemenin devam edeceğini söyledi. O günün Komuta kademesi ise “Geçmişte denenmiş ve askeri işlerin siyasallaşmasına yol açmış” bu uygulamanın Türkiye’nin ihtiyaçlarına uymadığını bildirdi.
AB, 2004’te aynı talebi tekrarladığında da Savunma Bakanı Gönül, “Ortak gündemimizde olmayan bir konu üzerinde Türkiye çalışma yapmak zorunda değil” dedi.
Benzer talepler, hazırlanan çeşitli uluslararası raporlarda da yer aldı, ama beraberinde şunun altı çizildi:
“Kendi sahaları içinde askerlerin mesleki uzmanlığı kabul edilmeli ve izlenecek politika konusundaki tavsiyelerine saygı duyulmalıdır.”
Malûm, ABD ve AB’nin bu isteği 20 yıl sonra, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından hayata geçirildi.
Kuvvet Komutanlıkları ile bağı kopan Genelkurmay Başkanlığı, adeta MSB’nin altında bir Genel Müdürlük konumunda kaldı… İzlenecek politikalar konusunda görüşlerini soran veya dikkate alan da yok…
Şuraya geleceğiz; Bu yılki YAŞ kararlarıyla sadece 1 Tümgeneral Korgeneralliğe terfi ettirildi. O isim de son açıklanan atama kararıyla Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’ndan, MSB Savunma ve Güvenlik Genel Müdürlüğü’ne getirildi.
Genelkurmay’da görevli birkaç isim daha MSB’de görevlendirildi.
İşte bu atamalar askeri çevrelerde, “Yoksa Genelkurmay kapatılacak mı?” gibi dikkat çekici bir değerlendirmeye yol açtı.
“Emperyalistler bile bu kadarını istememişti” demekle yetinip, askeri kulislerde konuşulan bir başka iddiaya geçelim.
“Orduların seviyesi düşürülüyor… Terfi/tayin mekanizması alt üst ediliyor… Kurmay subaylar yerine sivil kökenlilerin ağırlığı arttırılıyor…” ya;
Tüm bunların sebebiyle ilgili bir çalışmadan söz ediliyor.
Deniyor ki; “TSK’nın yeniden yapılandırılması kapsamında Doğu-Batı Ordusu şeklinde iki ordu sistemine geçilmesi düşünülüyor”!
Doğruysa, bir kez daha tekrar edelim.
Evet, emperyalistler NATO’dan bağımsız tek ordu olan ve “4. Ordu” diye bilinen Ege Ordusu’nun lağvedilmesi peşindeydi, ama bu kadarını onlar bile istememişti!
Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda bunların konuşuluyor dahi olması karşısında hepimizin acilen şapkamızı önümüze koyup, “TSK nereye sürükleniyor?” diye sorması gerekmiyor mu?
Müyesser Yıldız
Odatv.com <Odatv.com>
[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category güvenlik]
[tags TSK DOSYASI, Müyesser Yıldız, Genelkurmay]

ileEren Talha Altun

CIA DOSYASI : CIA, BAE hakkında neden casusluk yapmıyor ???


CIA, BAE hakkında neden casusluk yapmıyor ???
CIA’in BAE hakkında casusluk yapmadığı, bu tutumu ‘görev ihlali’ olarak değerlendirdikleri belirtilirken, Suudi Arabistan içinse durumun farklı olduğu kaydedildi. Riyad’da daha önce yakalanan CIA ajanları hatırlatıldı…
Reuters’ta Aram Roston imzalı, “CIA, BAE’yi neden izlemiyor?” başlıklı bir makale yayınlandı.
İşte makaleden ayrıntılar:
Birleşik Arap Emirlikleri, Libya’da Birleşmiş Milletler tarafından tanınan bir hükümeti devirmeye çalışan askeri lideri finanse ediyor (Halife Hafter kast ediliyor). ABD’nin anlaşmazlığı çözme çağrısına rağmen Katar’a uluslararası ambargo uygulanmasında öncülük ediyor.
BAE ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı CIA’in (U.S. National Security Agency-NSA) eski çalışanlarını, Amerikalıları takip etmeyi hedefleyen bir casus programında çalıştırmak için işe aldı.
Ve henüz, sıra dışı bir şekilde CIA, BAE hakkında casusluk yapmıyor.
Konuyla ilgili Reuters’a konuşan üç eski CIA yetkilisi, bazı eleştirmenlerin vurguladığı “ABD istihbaratında tehlikeli bir kör nokta” hatırlatmasını yaptı.
CIA’in bu tutumu yeni değil. Kaynaklara ve dış politika uzmanlarına göre değişen şey, küçük ama etkili olan OPEC ülkesi BAE’nin Ortadoğu ve Afrika’ya müdahalesi: savaşlarla savaşmak, gizli operasyonlar yürütmek ve bölgesel politikasını sık sık ABD çıkarlarına aykırı biçimde şekillendirmek.
BAZILARI BU TUTUMUN GÖREV İHMALİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
Bir başka eski CIA yetkilisi, CIA’in BAE’nin artan askeri ve siyasi hedeflerine uyum sağlayamamasına ilişkin “görev ihmali” değerlendirmesinde bulundu.
ABD istihbarat topluluğu, BAE’yi tamamen görmezden gelmiyor. Operasyonlara ilişkin bilgisi olan iki kaynağın Reuters’a aktardığına göre NSA, BAE içinde elektronik izleme yürütüyor (düşük riskli, düşük ödüllü bir istihbarat toplama türü).
İSTİHBARATLARIN ORTAK ÇALIŞMA ALANLARI VAR
CIA, ayrıca İran veya El Kaide gibi ortak düşmanlar üzerinde istihbarat paylaşımını içeren bir şekilde BAE istihbaratı ile çalışıyor.
Ancak CIA, eski yetkililerin verdiği bilgilere göre elde edilmesi en değerli ve en zor şey olan “insan istihbaratı” konusunda bilgi toplamıyor.
HİÇBİR CEPHEDEN AÇIKLAMA GELMEDİ
CIA, NSA ve Beyaz Saray, BAE’deki ABD casusluk uygulamaları hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
BAE’nin Dışişleri Bakanlığı ve ABD büyükelçiliği yorum taleplerine cevap vermedi.
CIA’İN “BEŞ GÖZ” LİSTESİ
CIA’nin BAE’yi aynı tutumu sergilediği diğer ülkelerin kısa listesine eklediği kaydedildi. Bu liste “Beş Göz” (The Five Eyes) adıyla biliniyor. Listedeki diğer ülkeler ise şu şekilde: Avustralya, Yeni Zelanda, Birleşik Krallık ve Kanada.
Dört eski CIA yetkilisine göre, CIA casusları, ABD’nin bazı kilit müttefikleri de dahil olmak üzere önemli çıkarları olduğu hemen hemen her milletten insan istihbaratını topluyor.
PEKİ SUUDİ ARABİSTAN?
BAE’ye en yakın kontrast Suudi Arabistan olabilir. Ortadoğu’da petrol üreten ve ABD silahlarını alan diğer bir etkili ABD müttefiki.
BAE’den farklı olarak Suudi Arabistan CIA tarafından sık sık hedef alınıyor. Kaynaklar, Suudi istihbarat ajanlarının Suudi memurlarını muhbir olarak görevlendirmeye çalışan birkaç CIA ajanı yakaladığını söyledi.
Suudi istihbarat teşkilatları, CIA casusluk girişimlerinden açıkça şikayet etmiyor. Ancak, CIA memurlarının ülkeden sessizce çıkmalarını istemek için Riyad’daki yetkililerle özel olarak görüşülüyor.
“BAE’YE KARŞI İSTİHBARAT EKSİKLİĞİ BİR BAŞARISIZLIK”
Eski bir CIA ajanı ve yazarı olan Robert Baer, BAE’deki insan istihbaratı eksikliğini “bir başarısızlık” olarak nitelendirildi.
ABD’li politika yapıcıların, Ortadoğu monarşilerinin iç politikaları ve aile davaları hakkında en iyi bilgiye ihtiyaç duyduklarını söyledi: “Bir dünya servisi olduğun için kendinle gurur duyuyorsan, bu bir başarısızlık. Kraliyet aileleri çok önemlidir.”
HAYDUT DEVLET
ABD Başkanı Donald Trump’ın idaresindeki eski bir yetkili, BAE istihbarat eksikliğinin endişe verici olduğunu, çünkü çöl monarşisinin şimdi Libya ve Katar gibi stratejik ülkelerde ve Afrika’da “haydut bir devlet” olarak çalıştığını söyledi.
BAE, Sudan’da uzun süre iktidarda kalan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in iktidarı sağlaması için milyarlarca dolar harcadı. Sonra onu terk etti ve Nisan ayında onu deviren askeri yetkilileri destekledi. Yeni hükümetin güvenlik güçleri, askeri, seçim için zorlayan düzinelerce protestocu sivili öldürdü (Askeri Geçiş Konseyi-3 Haziran katliamı).
BAE ayrıca Eritre’de ve kendi ilan ettiği Somaliland Cumhuriyeti’nde askeri üsler kurdu.
Eski Trump yönetimi yetkilisi şu ifadeyi kullandı: “Afrika boynuzundaki herhangi bir taşı kaldırırsanız altında BAE’yi bulursunuz.”
Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnsan Hakları İzleme Grubu İcra Direktörü Sarah Leah Whitson, “BAE kendisini yakın çevresinden uzakta finansal ve askeri bir güç olarak ortaya koydu. Somali, Eritre, Cibuti veya Yemen olsun, BAE izin istemiyor” dedi.
Yemen’de, BAE ve Suudi Arabistan, İran’la aynı hizada olan Husi isyancılarıyla savaşan bir uluslararası koalisyonuna öncülük etti.
Ancak BAE kısa süre önce binlerce sivilin ölümüne neden olan hava saldırıları ve milyonlarca insanın kıtlık çekmesine sebep olan insanı krizi doğuran koalisyondan çekilme kararı aldı.
BAE, ABD’YE LOBİ İÇİN PARA ÖDÜYOR
Birleşik Arap Emirlikleri hükümeti, Duyarlı Politikalar Merkezi’ne göre 2017’den beri ABD lobicilerine 46,8 milyon dolar harcadı.
Üç eski CIA yetkilisi “bölgesel müdahalelerin ötesinde nedenlerle hükümet hakkında istihbarat gerekiyor” dedi.
RUSLARLA YAKINLAŞIYORLAR
BAE ayrıca, güvenlik, ticaret ve petrol pazarları konusunda işbirliği yapmak üzere geçen yıl imzalanan geniş çaplı bir stratejik ortaklık da dahil olmak üzere Rusya ile daha yakın ilişkiler kuruyor.
Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed, geçen ay BAE-Çin ekonomi forumuna üç günlük bir ziyarette bulunuldu.
İran ve El Kaide’ye gönderme yapan emekli CIA görevlisi Norman Roule “Düşmanları düşmanımız. Abu Dabi’nin eylemleri terörle mücadeleye katkıda bulundu. Özellikle de Yemen’deki El-Kaide’ye karşı katkıda bulundu” dedi.
“DEMOKRASİ KORKUSU ve SİYASAL İSLAM”
Abu Dabi Veliaht Prensi, küçük bir danışman grubuyla BAE’nin dış politikasını kontrol ediyor. ABD’de eğitim alan kardeşi Sheikh Tahnoon bin Zayed, Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak yer alıyor. Tahnoon, Arap yarış atlarına sahip ve karma dövüş sanatları tutkunu. Oğlu Şeyh Halid bin Muhammed, ülkenin iç istihbarat ağını yönetiyor.
Şimdi Carnegie Uluslararası Barış Vakfı ile birlikte çalışan eski bir Hava Kuvvetleri İstihbarat subayı olan Jodi Vittori şunları söyledi:
“BAE’nin yükselen müdahaleciliği 2011 yılına dayanıyor. Arap Baharı sırasında bölge genelinde demokrasiyi talep eden kitlesel protestolar, BAE sarayındaki seçkinler tarafından kendi güçlerini korumak adına engellendi.”
Birçok Körfez kralı gibi, BAE liderleri de gösterileri bölgedeki monarşik yönetime tehdit olarak görüyorlardı.
O zamandan beri, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i deviren 2011 protestolarının ardından Mısır’da iktidara gelen siyasal İslam ve Müslüman Kardeşler’in yükselişiyle savaştılar.
BAE, İhvan adayı Muhammed Mursi’nin 2012’de cumhurbaşkanı seçilmesiyle Mısır’a mali desteğini kesti. Mısır ordusunun bir yıl sonra Mursi’ye darbe yapmasının ardından bu ülkeye yine milyarlarca yardım yapmaya başladı.
Carnegie Vakfı’ndan Vittori, ABD ile BAE hükümetleri arasında devam eden bazı ortak hedefleri kabul etse de, BAE monarşisinin kendini korumaya odaklandığı için bu çıkarların farklılaştığını söyledi:
“Rejimin hedefi ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak. ABD ile aynı çizgide olmayacak.”
* Tırnak içerisinde verilmeyen ara başlıklar editör tarafından eklenmiştir. Makalenin orijinalinde yer almamaktardır.
[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags CIA DOSYASI, CIA, BAE, casusluk]