Aylık arşiv Ağustos 2019

ileDIGI SECURITY

İRTİCA DOSYASI : ARAP HAYRANI OLANLAR (BAŞTA DİYANET YETKİLİLERİ) ARAPLAŞMAYI TÜRKLÜĞE TERCİH EDENLER İÇİN KISA BİR TARİH GEZİSİ YAPALIM !!!!!!


BİRLİK VAKFI’NDAN ÇİRKİN 30 AĞUSTOS İLANI

Birlik Vakfı Konya Şubesi 30 Ağustos Zafer Bayramı’yla ilgili yazılı açıklama yaparak Kurtuluş Savaşı ile ilgili çirkin ifadeler kullandı. Vakıf bununla da yetinmeyerek yerel gazeteye ‘Farkındayız’ başlığıyla tam sayfa verilen ilanda “Lozan’da 12 Adaları ve Misak-ı Milli sınırlarımızı elimizden alıp üstüne üstlük bunu zafer diye bize dayattıklarının da farkındayız” ifadeleri yer aldı. İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Birlik Vakfı Konya Şubesi 30 Ağustos Zafer Bayramı’na ilişkin yazılı bir açıklama yapmış ve ardından da Konya’daki birçok yerel gazetede ‘Farkındayız’ başlığıyla ilan vermişti. İlana birçok kişi tepki gösterirken İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş ilan hakkında suç duyurusnda bulunacakları açıkladı.
İŞTE O TEPKİ ÇEKEN İLAN
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milletinin kazanımlarını hedef alan ve ‘Farkındayız’ başlığıyla Konya’daki birçok yerel gazetede yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son 100 yıldır ise bizi Anadolu’dan tamamen sürüp çıkarmak yerine ‘bizi bizlikten’ çıkarmanın daha kolay ve işe yarar olacağını düşündükleri için bir milleti millet yapan ne varsa hepsini iptal edip yerine batının değer ve kurumlarını cebir ve şiddetle enjekte ettiklerinin farkındayız. Her şeye rağmen milli ve yerli unsurların çaba ve gayretlerinin kaos ve darbelerle engellenerek milletimizin kendisine biçilen dar gömleği çıkarıp atma mücadelesinin defalarca engellendiğinin veya geciktirildiğinin farkındayız. Lozan’da 12 Adaları ve Misak-ı Milli sınırlarımızı elimizden alıp üstüne üstlük bunu zafer diye bize dayattıklarının da farkındayız. İlerici gerici sağcı solcu Alevi Sünni Türk Kürt fitnesi ile bizi yıllarca meşgul edip içimizde derin yaralar açtıklarının da farkındayız. Çok partili sisteme geçtiğimizden beri ortalama 1.2 yılda bir kurulup yıkılan hükümetlerle bizi oyaladıklarının farkındayız”
“BU İNSANLAR CUMHURİYETİMİZDEN RAHATSIZLIK DUYUYORLAR”
Birlik Vakfı Konya Şubesi tarafından yapılan açıklamaya ilişkin Sözcü’ye konuşan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş yapılan açıklamanın üzüntü verici olduğunu söyleyerek “Yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere bu insanlar hem Cumhuriyetimizden hem de demokrasisimizden rahatsızlık duyuyor. Bu bildirinin altına imza atanlar beyinlerindeki karanlık düşüncelerle ülkenin çağdaş bir toplum olmasını istemeyenlerdir. Bunlar ülkemizin kazanımlarına saygı duymadıkları gibi yarınına da ihanet etmekte” dedi.
“HUKUKİ OLARAK NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ”
Açıklamanın altında imzası bulunanlara ilişkin suç duyurusunda bulunacaklarını belirten İYİ Partili vekil Yokuş “Yapılan bu çirkin açıklamaya ilişkin hukuki ne gerekiyorsa yapacak ve suç duyurusunda bulunacağız. Bu vakfı devlet yönetimde bulunan kişiler de destekliyor. Bunu anlamak çok zor. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda çıkıp açıklama yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
>>>Birlik Vakfı’nın Kurucular Kurulu listesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eski TBMM başkanı İsmail Kahraman ve eski İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu gibi isimler de yer alıyor. <<< LİNK : www.sozcu.com.tr/2019/gundem/birlik-vakfindan-cirkin-30-agustos-ilani-5310025/

ikinci haber

<www.yenicaggazetesi.com.tr/d/other/avrupa.jpg>

Yeni Akit gazetesi yazarı Yavuz Bahadıroğlu’nun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı aşağıladığı sözleri tepkilere neden oldu.

AKP’li belediyelerin düzenlediği seminerlerde sık sık yer almasıyla bilinen aynı zamanda da Yeni Akit gazetesi yazarı Yavuz Bahadıroğlu, 30 Ağustos Zaferini aşağıladı.
26 Ağustos gecesi Afyon’da başlayan düşmanın denize döküldüğü ve yurdun işgalden kurtarıldığı Türk’ün büyük zaferiyle son bulan Büyük Taarruzu ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı küçümseyen Bahadıroğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Avrupanın atası Romayı Anadoludan kovmuş bir millet. Niğboluda, Kosovada, Varnada Birleşik Avrupanın kara ordularını, Prevezede donanmasını yenip Avrupanın başkenti İstanbulu fetheden bir millet. “Dünkü vilayetim Yunani yendim” diye bayram yapıyor. Kutlu olsun bari!” ifadelerini kullandı.
YÜZLERCE TEPKİ MESAJI
Yavuz Bahadıroğlu’nun paylaşımı kısa sürede tepkileri üzerine topladı. Bahadıroğlu’nun kutlu zaferi küçümseyen sözlerini eleştiren yüzlerce vatandaş tepkisini yine Twitter hesabı üzerinden dile getirdi.
Üçüncü haber

Diyanet yine “vatan” dedi, “Büyük Taarruz” dedi, “kahraman” dedi Atatürk diyemedi !
Her yıl bütçeden milyarlarca lira destek alan Diyanet İşleri Başkanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramına denk gelen Cuma hutbesinde Atatürk’ün adını anmadı.

Hutbede, birlik ve beraberlik mesajı veren Diyanet, “tarih boyunca İslam’ın bayraktarlığını yapan, bu cennet vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz” ifadelerini kullansa da zaferin başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’e yer vermedi.

İşte o hutbenin tamamı:

Vatan Bize Emanettir
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) “Hangi amel daha hayırlıdır!” sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Allah’a inanıp O’nun yolunda cihad etmek.”[2]
Aziz Müminler!
Üzerinde yaşadığımız vatan bizim için bir toprak parçasından çok daha fazla anlam ifade eder. Vatan, hür yaşadığımız ve hür yaşamak için her türlü hayâsızca akına göğsümüzü siper ettiğimiz yerdir. Bütün dünyalar verilse dahi bir karışından bile vazgeçemeyeceğimiz cennet yurdumuzdur. Vatan, uğruna canını, cananını, bütün varını feda edip şehadet şerbeti içenlerin, varlığından vazgeçip gazi olanların bize miras bıraktığı mukaddes bir emanettir.
Değerli Müslümanlar!
Bizler, vatan müdafaasını sadece bir toprak parçasını korumaktan ibaret görmeyiz. Bu toprakları vatan yapan yüce değerlerimizi muhafaza etmek için her türlü gayreti gösteririz. Bu vatanda yaşayan her ferdin canını, dinini, malını, neslini, şeref ve haysiyetini koruruz. Din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın mazlumların ve mağdurların yanında yer alır; bize bel bağlayanların ümitlerini boşa çıkarmayız. İstiklal ve istikbalimizin sembolü olan şanlı bayrağımızın gönderden inmemesi için mücadele ederiz. Şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımızın dinmemesi için her türlü fedakârlığı göğüsleriz.
Kıymetli Müminler!
Vatanı sevmek ve korumak her Müslüman için kutsal bir vazifedir. Düşman karşısında psikolojik, teknolojik ve ekonomik her türlü savaşa hazırlıklı olmak dinimizin emridir. Nitekim Cenâb-ı Hak bu hususta şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Sabredin; düşman karşısında sebat gösterin; cihad için hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”[3] Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise hak ve hakikat yolundaki bu kutsal mücadele hakkında şöyle buyurur: “Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad edin.”[4]
Aziz Müslümanlar!
İçinde bulunduğumuz ay, ecdadımızın vatanını ve mukaddesatını koruma uğruna eşsiz kahramanlıklar gösterdiği nadide bir aydır. Şanlı ecdadımız, iman dolu göğsüyle, cesaret ve kararlılığıyla nice Ağustos ayına damga vuran eşsiz zaferler kazanmıştır. Malazgirt’ten Kosova’ya, Mohaç’tan Büyük Taarruz’a kadar kazanılan zaferler bunun en büyük şahididir.
Bu zaferler bize göstermiştir ki, Allah’ın yardımı daima müminlerle beraberdir. İnananlar “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyazda bulunduklarında, Yüce Rabbimiz, “Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.”[5] müjdesiyle müminleri daima desteklemiştir.
Muhterem Müminler!
Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak sönmeden vatanımıza namahrem eli asla değmeyecektir. Birlik ve beraberliğini her türlü menfaatin üstünde tutan, cesaret ve azimle çalışan aziz milletimiz, hiçbir zilletin boyunduruğu altına girmeyecektir. Kardeşliğimizi, muhabbetimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenler dün olduğu gibi bugün de kaybetmeye mahkûmdur. Zira Hakk’ın yanında yer alanlar, adalet ve samimiyetle çalışanlar muhakkak zafere ulaşacaktır. Batılın destekçisi olanlar, zulmün, korkaklığın ve karanlığın pençesine düşenler ise bir gün mutlaka yok olacaktır. Nitekim Kur’an’ın beyanıyla “Hak geldi, bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.”[6]
Kıymetli Müslümanlar!
Geçmişten geleceğe onurlu yürüyüşünü sürdüren aziz milletimizin varlığı bu dünya için umuttur. Zalimlere karşı ayakta durmamız, mazlumlara kol kanat germemiz ancak vatanımızı, milletimizi ve mukaddes değerlerimizi topyekûn savunmakla, madden ve manen güçlü olmakla mümkündür.
O halde genciyle yaşlısıyla ecdadımızı örnek alıp aynı imanı, aynı gayeyi, aynı azmi, aynı sadakat ve teslimiyeti bizler de kuşanalım. Ülkemizi baskı altına almak, birlik ve beraberliğimizi bozmak, fitne ve fesatla bu aziz vatanı karıştırmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Doğruluktan, iyilikten, hak ve hakikatten asla ayrılmayalım.
Hutbemi bitirirken, tarih boyunca İslam’ın bayraktarlığını yapan, bu cennet vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.

LİNK : <odatv.com/diyanet-yine-vatan-dedi-buyuk-taarruz-dedi-kahraman-dedi-ataturk-diyemedi-29081921.html> odatv.com/diyanet-yine-vatan-dedi-buyuk-taarruz-dedi-kahraman-dedi-ataturk-diyemedi-29081921.html

BUNLAR KÖKTEN DİNCİLERİN MÜSLÜMANLIĞI TÜRKLÜKTEN DAHA DEĞERLİ GÖRMELERİ, ARAPÇILIĞI TÜRKLÜĞE TERCİH ETMELERİNİN TEZAHÜRÜ. HALBUKİ BİLSİNLER Kİ HİÇ BİR ARAP ÜLKESİ TÜRKLERİ SEVMEZ. TARİH BUNUN İSPATI İLDE DOLU. BUNLARI HALEN GÖRMEDİYSELER SİTENİN TARİH VE ARAP BÖLÜMÜNÜ İYİCE İNCELESİNLER. DÜŞMANLIKLARI O KADAR ÇOK Kİ ATATÜRK LAFINI AĞZINA ALMAYI ZÜL GÖRÜYOR AMA YUNANI YERE GÖĞE SIĞDIRAMIYORLAR. O ZAMAN ŞİMDİ AŞAĞIDAKİ VİDEOYU DİKKATLE İZLESİNLER. BİRAZ TARİH BİLGİLERİ ARTAR. EN ÜZÜLDÜĞÜMÜZ İSE DEVLETİN KURUMUNUN DA BU İŞLERE ÖN AYAK EDİLMESİ. YAZIK. ÇOK YAZIK.

Dördüncü haber

Yunan’ın her yeri nasıl yakıp yıktığını, vahşetini İngilizin ağzından dinleyiniz. /// BBC’nin Atatürk belgeseli yeniden gündemde

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin hazırladığı “Atatürk: Türklerin Babası” adlı belgesel yeniden gündeme geldi. Belgeselde Atatürk’ün Türk milleti için öneminin altı çizilirken, 30 Ağustos zaferi ile ilgili çarpıcı ifadeler de yer alıyor.
İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin 1970 yılında yayınladığı “Atatürk: Türklerin Babası” adlı belgeselde 30 Ağustos zaferi ile ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyor. Atatürk’ün liderliğindeki kurtuluş mücadelesinin anlatıldığı belgeselde Büyük Taarruzun ardından Yunan işgal kuvvetlerinin Anadolu’yu terk ettiğini ve bu süreçte köyleri yakıp yıktığı belirtildi.
Michael Adams tarafından hazırlanan belgesel hem 1970 yılında Çanakkale, Samsun, Amasya, Sivas ve Ankara’da BBC tarafından yapılan kayıtlar, hem de tarihi görüntülerden oluşuyor.
Belgeselde ayrıca 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu be Kurtuluş Savaşı’nı genç bir gazeteci olarak izleyen ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’nin röportajları yer alıyor.
Belgeselde ayrıca Türk milleti için Atatürk’ün ne kadar özel bir yerde olduğunun altı çiziliyor.
Kaynak Yeniçağ: BBC’nin Atatürk belgeseli yeniden gündemde <www.yenicaggazetesi.com.tr/bbcnin-ataturk-belgeseli-yeniden-gundemde-7323v.htm>
VİDEO İÇİN BURAYA <www.yenicaggazetesi.com.tr/bbcnin-ataturk-belgeseli-yeniden-gundemde-7323v.htm> TIKLAYIN.

Beşinci haber
YUNANLI KORKAKLARıN KAÇARKEN ATEŞE VERDİKLERİ MANİSA’NİN GENEL GÖRÜNÜMÜ
Fotoğraflar yangından 4 ay sonra Ocak 1923’te Frederic Gadmer tarafından orijinal renkli olarak çekilmiş, Paris’te Albert Kahn arşivinde muhafaza edilmiştir. 10.300 ev, 15 cami, 2 hamam, 2.278 dükkân, 19 otel, 26 villa’nın yandığı kayıtlara geçirilmiştir. Can kaybı 4000’in üzerindedir.

Bu da SONER BEYDEN kapak olsun !!!

Türk; Yavuz Sultan Selim’e göre, eşekti
Türk; Koçi Beye göre, mezhepsiz ecnebiydi… Türk; Hoca Saadettin Efendi’ye göre, leşti, hilebazdı, aşağılıktı… Türk; Naima’ya göre, azgındı, çirkindi, kabaydı, cahildi… Türk; Nef-i’ye göre, Allah’ın irfan pınarını yasakladığıydı… Türk; Baki’ye göre, kabaydı… Türk; Hafız Çelebi’ye göre, baban bile olsa öldürülmesi gerekendi… Türk; Sadrazam Kuyucu Murat’a göre, başı vurulması gerekendi… Türk; Aksaraylı Kerimettin Mahmut’a göre, hunhar köpekti. Me’lundu… Türk; Merzifonlu Seyyit Abdurrahman Eşref’e göre, eşsiz bir gaddardı… Türk; Gelibolulu Mustafa Ali’ye göre, pasaklıydı, çirkindi… Türk; Taşlıcalı Yahya’ya göre, soyu kuruyasıca idi… Türk; Büyükelçi Moralı Çuhadır Ahmet’e göre, hayvandan farkı olmayandı… Türk; Tokatlı Nuri’ye göre, şehir dili bilmez hayvandı… Türk; Şeyhülislam Mustafa Sabri’ye göre, tiksinti duyulandı… Türk; Vahdettin’e göre, dini, soyu sopu, yurdu belirsiz, cahiller sürüsüydü… Siniriniz bozulmasın devam etmeyeyim!
Osmanlı…
– Ermenilere, “Millet-i Sadıka”…
– Araplara, “Kavm-i Necip”..
– Rumlara, “Romalı” anlamına gelen “Romeos” derken Türkler’i böyle aşağıladı.
Peki, Türk kendini nasıl görüyordu?
Türk’ün hali
“İlk ders beni şaşırtmıştı. Bu bölük, o zamanki milletin bir parçasıydı. Hepsi de Anadolu köylüleriydi. Biz Anadolu köylüsünü dindar, mutaassıp bilirdik. Halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler.
Fakat asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. Daha ilk sual cevaplarda anlaşıldı ki, bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı.
‘Biz hangi milletteniz’ deyince her kafadan bir ses çıktı:
‘Biz Türk değil miyiz’ deyince de hemen, ‘Estağfurullah’ diye karşılık verdiler.
Türklüğü kabul etmiyorlardı.
Halbuki biz Türk’tük. Bu ordu Türk Ordusu’ydu. Türklük için savaşıyorduk. Asırlarca süren maceralardan sonra son sığınağımız ancak bu Türklük olabilirdi.
Fakat ne çare ki bu “biz Türk değil miyiz?” diye sorunca “Estağfurullah” diye cevap verenlerin görünüşe göre Türk demek Kızılbaş demekti.(…) Dininde, milliyetinde birleşmiş olmayan bu bölük, dersler ilerledikçe görüldü ki, devletin şeklini, devletin adını, padişahın ismini, devletin merkezini, başkumandanını ve onun vekilini de bilmemektedir.
Hele iş, vatan bahsine dönünce büsbütün karıştı. Kısacası, vatanımızın neresi olduğunu bilen yoktu. Yahut da bütün bilgiler, belirsiz, köksüz, şekilsiz ve yanlıştı…”
Şevket Süreyya Aydemir (1897-1976), hayat öyküsünü yazdığı “Suyu Arayan Adam” kitabında böyle anlattı Türkleri…

Vatandaşlık Bayramı
Falih Rıfkı Atay (1894-1971), “Batış Yılları” adlı eserinde kendi kuşağını Osmanlı’nın son çocukları olarak tanımladı:
“Kendime ilk defa ne zaman ‘Türk’ dediğimi pek hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda ‘Türk’, kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve Osmanlı idik. İlmihallerde baş dersimiz ‘din ile milliyetin bir olduğunu’ öğrenmekti.
‘Vatan’ sözü yasaktı. Onu ben büyüyüp de Namık Kemal’i okuduğum günlerde kitapta gördüm. Kulağımla ancak Meşrutiyet’te duydum.
Biz padişah kulları idik. Okul çıkışlarında her akşam sıraya girer, ‘Padişahım çok yaşa’ diye bağırırdık…”
Buraya kadar yazdıklarımın kuşkusuz amacı var:
Mustafa Kemal de, Osmanlı’nın son kuşağındandı. Türk’ün, Osmanlı iktidarı tarafından nasıl aşağılandığını yaşadı. Osmanlı münevverlerinin Babıali’de “Türk” sözünü Arap aksanıyla ifade ederek “Terk” diye yazdıklarını unutmadı. (“Terk” sözcüğünün çoğulu Arapçada “Etrâk” demekti; ve Türklere, “İdrâki biidrak” -anlayışsız Türkler- diyorlardı!)

Oysa…

TÜRK; ATATÜRK’E GÖRE, YILDIRIMDI, KASIRGAYDI, DÜNYAYI AYDINLATAN GÜNEŞTİ. BU SEBEPLE…
91 YIL ÖNCE…
TARİH: 23 MAYIS 1928.
TBMM, 1312 SAYILI TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU’NU KABUL ETTİ. BÖYLECE… ASIRLARDIR HOR GÖRÜLEN TÜRK, YURTTAŞLIK PAYESİYLE ONURLANDIRILDI.
OSMANLI İLE CUMHURİYET FARKI Buydu.

Soner Yalçın

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags İRTİCA DOSYASI, ARAP, HAYRAN, DİYANET, YETKİLİ, ARAPLAŞMA, TÜRKLÜK]

ileDIGI SECURITY

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : İKTİDAR HÜKÜMETİNİN YAPMADIĞINI LONDRA’DA YAŞAYAN HUKUKÇU BİR AĞABEYİMİZ YAPTI !!!!

<nacikaptan.com/wp-content/uploads/2019/08/KEMAL-G%C3%9CRPINAR.jpg>

ÖZEL BÜRO NOTU : ÜYELERİMİZ VE BİZİ TAKİP EDENLER ARASINDA Türk hukukçu Kemal Gürpınar AĞABEYİMİZİ TANIYANLAR VARSA ONA LÜTFEN ÖZEL BÜRO EKİBİNİN PAMUK ELLERİNDEN ÖPTÜĞÜMÜZÜ İLETSİN. BİZ BU AĞABEYLERİMİZ SAYESİNDE BU KADAR OLUMSUZLUĞA RAĞMEN DAĞILMADIK, ONLARIN BU CESARETLERİ VE YÜREKLERİ İLE DE DAĞILMAYIZ EVELALLAH. ONLAR BİZİM İLHAM KAYNAĞIMIZ.
İKTİDAR HÜKÜMETİNİN YAPMADIĞINI LONDRA’DA YAŞAYAN HUKUKÇU BİR AĞABEYİMİZ YAPTI !!!!

Yunanistan’ın işgal ettiği Türkiye’ye ait Ege adalarının tahliyesi için BM’e HUKUK YOLLARINI KULLANARAK BAŞVURDU
KAYNAK : nacikaptan.com/?p=72962

31, 2019 by Nacikaptan

NOT : Paylaşan sayın Lale Gürman’a teşekkür ederim.
dikGAZETE.com / 03 Ağustos 2018 Cuma

Ege’de Yunan oyununu bozan Türk! Yunanistan’a adaların tahliyesi için “Nota” verdi! İngiltere’de yaşayan Türk hukukçu Kemal Gürpınar, Ege Denizi ve adalarda “Yunan oyunu”nu bozmak amacıyla Yunanistan’a adaları tahliye etmesi için nota verdi!
İngiltere’de yaşayan Kemal Gürpınar, Yunanistan’a adaları terketmesi için nota verdi. Yunanistan’ın Türkiye’ye ait işgal ettiği Ege adalarındaki gayri meşru varlığını sözde “Olumsuz Sahiplenme” (adverse possession) kuralını işleterek sahiplenme oyununu; Londra’da yaşayan Kemal Gürpınar bozdu. Londra’da kurulu bulunan “Kemal Howard Gurpınar & Co” adlı uluslararası arabuluculuk kurumu ile hukuki alanda faaliyet gösteren Gürpınar, Yunanistan tarafından haksız ve hukuksuz olarak işgal edilen adaların derhal Türkiye Cumhuriyeti Devletine terkedilmesi gerektiğini belirtti.
BU NOTA İLE YUNANLILARIN “OLUMSUZ SAHİPLENME” OYUNU DA BOZULDU
Gürpınar, Yunanistan’a “Nota” vermesinin nedeni ise şöyle açıklıyor; “‘Birleşmiş Milletler Antlaşması’ BM Teşkilatına uluslararası anlaşmazlıklara hakemlik ve hukuki antlaşmalar (Madde 33) çerçevesinde barışçıl çözümler bulma ve uluslararası hukukun gelişimini ve tedvinini destekleme (Madde 13) görevi vermiştir. Yıllar boyunca, Birleşmiş Milletler 500’den fazla çok taraflı anlaşmanın ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Söz konusu anlaşmalar ülkeler arasında geniş ortak yaklaşıma işaret etmekte ve anlaşmaları ihlal eden ülkelere yasal kısıtlamalar getirebilmektedir. Yunanistan’ın Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milletine ait adaları oldu bittiyle işgal ederek bir tür “adverse possession”la “olumsuz sahiplenme” teşebbüsü, Birleşmiş Milletler’in görev alanına girmektedir. Benim verdiğim nota, Yunanlıların ‘olumsuz sahiplenme’ de 12 yıl süresini de hukuki olarak bozmuştur.” “Olumsuz Sahiplenme”deki herhangi bir mülkiyetin, 12 yıl dolduktan sonra herhangi bir şekilde karşı çıkılmadığı takdirde sahiplenenin lehine sonuçlandığı biliniyor.
“NOTA” SADECE YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANLIĞINA DEĞİL,
BM VE AVRUPA PARLAMENTOSU’NA DA İLETİLDİ.
Neden böyle yaptığını ise Gürpınar şöyle açıkladı: “Ben Notayı sadece Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine vermedim. Avrupa Birliği Parlamentosu Başkanlığın ve Yunanistan Savunma Bakanlığına da verdim. Amacım ‘3. Dünya Savaşı’nın önüne geçmektir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ile Avrupa Birliği Parlamentosu Başkanlığı’ndan 3. Dünya savaşının önlenmesini istedim. Ancak Yunanistan Savunma Bakanlığı’na Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine ait işgal ettiği adaları bir an önce boşaltmasını, bu adalardaki asker ve sivilleri tahliye istemesini istedim.”
EGE DENİZİNDE YUNANİSTAN’IN İŞGAL ETTİĞİ 18 ADA.
Türkiye ve Yunanistan arasındaki deniz sınırının henüz bir anlaşmayla belirlenmemiş olmasına rağmen Yunanistan’ın Ege Denizi’nde bulunan 18 adayı uluslararası anlaşmalara aykırı olarak işgal ettiğine ve askeri tahkimatta bulunduğuna işaret eden Gürpınar, Yunanistan’ın işgal ettiği 17 adayı ise şöyle sıraladı:
“Koyun, Hurşit, Formoz, Eşek, Nergizcik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi, Koufonisi, Venedik kayalıkları”.
Ege Denizi’nde Yunanistan tarafından işgal edilen 18’inci ada, Marathi Adası’nın, 1933’te Türk Hükümetince Milletler Cemiyeti’ne başvuruda bulunularak “Türk Adası” olarak ve ismen tescil ettirildiğinin de ortaya çıkmış olduğunu belirten Gürpınar, bu konuda şunları kaydetti:
“Oysa şu anda, hem Türkiye hem de Yunanistan karasularının Ege Denizi’ndeki genişliği 6 deniz milidir. Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki sahillerinin coğrafi konumu birbiri ile yan yana ve aynı zamanda karşı karşıyadır, bu da bir sınırlandırmayı gerekli kılmaktadır. Deniz alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yerlerdeki yakın ya da karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır.”
YUNANİSTAN ULUSLARARASI ANLAŞMALARI YOK SAYDI.
“Yunanistan’ın sebep olduğu Ege sorunlarının başında 1923 Lozan Antlaşması, 1947 Paris Antlaşması ve konuya ilişkin diğer uluslararası belgeler çerçevesinde Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsü gelmektedir” diyen Gürpınar, “Yunanistan bu anlaşmaları hiçe sayarak işgal ettiği adaları silahlandırmaktadır” dedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türkiye ile Yunanistan arasında Ege’de birbirleriyle bağlantılı bir dizi sorun bulunduğunu vurgulamış olduğuna da dikkat çeken Gürpınar, Bakan Çavuşoğlu’nun söylediklerini de “Ege’de bazı adacık ve kayalıkların aidiyeti ve bununla bağlantılı olarak Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli bir uluslararası anlaşmayla tespit edilmiş deniz sınırlarının bulunmaması da bu sorunlar arasında yer almaktadır” diye hatırlattı.
YUNANİSTAN KARASULARININ 12 MİL’E ÇIKARILMASI MESELESİ.
EGE’DE KITA SAHANLIĞI SINIRLARI HENÜZ BELİRLENMEDİ.
Yıllardır Türkiye’nin çeşitli karşı çıkışlarına rağmen sürdürülen Yunanistan Karasularının 12 deniz miline çıkarılması tartışmasına da değinen Gürpınar, bunun sonucunda Ege Denizi’ndeki çıkar dengelerinin de Türkiye aleyhine orantısız bir şekilde değişeceğini vurguladı. Gürpınar bu konuda şunları ifade etti: “Şu anda, sahip olduğu birçok ada sebebiyle, Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin yüzde 40’ını oluşturmaktadır.
Karasularının 12 deniz miline çıkarılması durumunda bu oran yüzde 70’e yükselmektedir. Bu durumda açık deniz büyüklüğü yüzde 51’den yüzde 19’a düşerken, Türkiye’nin karasuları da Ege Denizi’nin yüzde 10’undan daha az kalmaktadır. Ege’de Türkiye ve Yunanistan’a ait kıta sahanlığının sınırları henüz belirlenmemiştir. Şu anda ne Türkiye ne de Yunanistan Ege’de 6 deniz mili mesafesindeki karasularının ötesinde, sınırlandırılmış bir deniz yetki alanına sahip değildir.
Dışişleri Kaynaklarının belirtiğine göre Ege’ye ilişkin bir başka temel sorun, bazı coğrafi formasyonların yasal statüsüne ilişkindir. Ege sorunlarının dördüncüsü, Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı olarak ulusal hava sahasının 10 deniz mili genişliğinde olduğunu iddia etmesi ve Uçuş Bilgi Bölgesi (FIR) sorumluluğunu istismar etmesidir. Ege sorunlarının beşinci kategorisi Arama Kurtarma (SAR) Faaliyetleriyle ilgilidir. Türkiye tüm sorunların bir bütün olarak ele alınması gerektiğine inanmaktadır ve Ege sorunlarının Uluslararası Hukuka uygun olarak barışçıl yöntemlerle çözülmesi için çalışmaktadır.”
BİR SONRAKİ AŞAMA ULUSLARARASI TAHKİM MAHKEMESİ.
Bir sonraki aşamada konuyu Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne (LCIA) taşıyacağını belirten Gürpınar; bu mahkemenin herhangi bir yaptırımının olup olmayacağı şeklindeki soruyu ise Yunanistan ve Türkiye’nin de bağlı olduğu anlaşma ile bu mahkemenin kararlarının uygulandığını belirterek, LCIA’nın, milletlerarası bir tahkim kurumu olduğunun altını çizdi. Kendisinin kamuoyunda Turancı Lider olarak tanındığını belirten Kemal Gürpınar, amaçlarının Türk Hükümeti ve devlet politikaları dahilinde kan dökülmeden adaların Yunanistan işgalinden kurtarmak olduğunu söylüyor.
KEMAL GÜRPINAR KİMDİR
1944 Kıbrıs doğumlu Avustralya vatandaşı. Kamuoyunda “Turancı lider” olarak biliniyor. Uzun yıllar Avustralya’da hakimlik yapan Gürpınar’ın halen Londra’da hukuk bürosu var. Birçok ülke adına uluslararası arabuluculuk statüsüne sahip ve bu konumunun uluslararası kurumlarca tanınırlığı var. Gürpınar Avustralya’da yaşadığı dönemde Avustralya Türk toplumunun ve diğer Türk soylu toplumların başkanlığını yapmış. Uluslararası hukuk uzmanı. İşte bu Kemal Gürpınar Yunanistan’a adaları tahliye etmesi için nota verdi.

LİNK : www.dikgazete.com/ozel-haber/egede-yunan-oyununu-bozan-turk-yunanist ana-adalarin-tahliyesi-h362658.html

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags EGE ADALARI SORUNU DOSYASI, İKTİDAR, HÜKÜMET, LONDRA, HUKUKÇU, AĞABEY]

ileDIGI SECURITY

YOILSUZLUK DOSYASI : ATATÜRK DEVRİNDE HESAP NASIL SORULUR BAZILARI GÖRSÜNLER /// BİR KURUŞLUK HESAP (SABİHA GÖKÇEN’İN ANILARINDAN)


ÖZEL BÜRO NOTU : ŞİMDİ BAZI ÜYELERİMİZ BİZE ARA ARA MESAJ ATIYOR VE DİYOR Kİ “NEDEN BU KADAR ÇOK YOLSUZLUK & USULSÜZLÜK HABERİ PAYLAŞIYORSUNUZ. ÜLKENİN DAHA MÜHİM PROBLEMLERİ VAR. ONLARI YAZIN”. ONLARA ŞÖYLE CEVAP VERELİM. O MÜHİM DEDİĞİNİZ MESELELERİ ZATEN HERGÜN ONLARCA OLARAK PAYLAŞIYORUZ. AMA BAZI ÜYELERİMİZ ANLAŞILAN YOLSUZLUKLARI VE USÜLSÜZLÜKLERİ MİLLİ MESELE OLARAK GÖRMÜYOR. ONLARA GÖRE ÜLKEDE BÖYLE BİR SORUN YOK. BELEDİYELERDEN VAKIFLARA, DERNEKLERE AKITILAN PARALARI YOK SAYALIM, ŞİRKETİNE GÖRE İHALE DÜZENLEYEN KURUMLARI GÖRMEYELİM, TARİKATLERİN ONAYI İLE VERİLEN PEŞKEŞ İHALELERİ DE BİR KALEM GEÇELİM, E BİZ O ZAMAN BUNLARI YOK SAYARSAK TABİKİ ÜLKEYİ GÜLLÜK GÜLİSTANLIK ZANNEDERİZ. HIRSIZ KARŞIDAN OLUNCA HIRSIZ DA BİZDEN OLUNCA BAŞKA BİR ŞEY Mİ ? İŞTE BİZDEKİ SORUN BU. ADAMLAR HER TÜRLÜ YOLSUZLUK-USULSÜZLÜĞÜ YAPIYOR AMA SAKALI VAR, CUMAYA GİDİYOR, FİLANCA TARİKATIN ADAMI DİYE YAPTIKLARINI YANINA BIRAKALIM. YAZMAYALIM. OSMANLI’DA BÖYLE YIKILDI. SENDEN BENDEN DİYE İKİLİK BAŞLAYINCA RÜŞVET VE YOLSUZLUK ALDI BAŞINA GİTTİ. KOSKOCA 1,000 YILLIK OSMANLI ATATÜRK OLMASAYDI KONYA OVASINA KADAR GERİLEYECEKTİ. ŞİMDİ ATATÜRK’Ü BEĞENMEYENLER AŞAĞIDA Kİ TAVRI İBRET İLE OKUSUNLAR. O ZAMANLAR BU İŞLER NASILDI, İYİCE GÖRSÜNLER.

SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR : BİR KURUŞLUK HESAP

Kahveden sonra Atatürk soruyor: – Hayrola İsmet?.. Sende bir fevkaladelik var bugün… Ne oldu?.. Neye sinirlendin?
– Türk Hava Kurumu’nun toplantısı vardı da…
– Eee, ne olmuş varsa?
– Fuat beyi (THK Başkanı) epey terlettim… İstifaya falan kalktı.
– Çalışkan çocuktur Fuat… Kurumu da iyi yönetiyor.
– Bunlara bir diyeceğim yok… Fakat canımı sıkan bir şey oldu.
– Neymiş o?
– Hesaplarda bir kuruş oynuyor.
– Bir kuruş.
*
İnönü:
– Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti… Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye talimat vermiştim. Bulamamışlar… Fuat beyin hassasiyetini anlıyorum… Ama milletimiz ondan daha hassastır… Verdiği paranın nereye gittiğini mutlaka bilmek ister… İstifa bu gibi hallerde en kolay çıkar yoldur… Ama kimseyi rahatlatmaz… Hatta söylentilere bile sebep olur.
*
Atatürk:
– Demek mesele bu… Bir kuruşun hesabı seni bu kadar üzdü… Haklısın… Kırk para (bir kuruş) günün birinde 40 lira, 40 lira da 400 lira olur… Bu da giderek büyür halkın ağzında… Cumhuriyet’i kurarken böyle bir kuruşlara çok ihtiyacımız oldu.. Peki ne yaptın sonunda?
*
İnönü:
– Memurları seferber ettim… Ve bir kuruşun yanlışlıkla başka bir hesaba geçirildiğini bulup, çıkarttırdım… Bizim milletimiz cömerttir, elindekini, avucundakini verir… Ama verdiğinin doğru, dürüst yerlere harcandığını görmek ister… Buna inanmak ister.

Sabiha Gökçen anılarından.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category istihbarat]
[tags YOILSUZLUK DOSYASI, ATATÜRK, HESAP, SABİHA GÖKÇEN, ANI]

ileDIGI SECURITY

Weekend Edition: Bankrupt and Irrelevant

This Week on CounterPunch Radio Dean Wareham On this episode of CounterPunch Radio, host Eric Draitser interviews Dean Wareham on music, politics and CounterPunch. Listen Today! 8-30-2019 Bankrupt and Irrelevant Pierre Sprey, Chuck Spinney, Winslow Wheeler: The presidential debates and four recent studies on Pentagon studies. Making a Killing From Killing Paul Atwood: The only genuine solution is to halt the insane incentives to make a killing on killing. Great Cost and Myth of US Defense Spending Melvin Goodman: U.S. defense spending is out of control. Real or Fake News? Paul Street: Three of the nine news items here are for the most part actually Fake News stories made up by yours truly, the present writer. Greetings From Echo Park Jeffrey St. Clair: Roll on, little juniper, roll on. Karl Marx and Religion Nick Pemberton: Karl Marx is widely regarded as one of the most sophisticated theorists of human history. What to Ask Before Calling Out Jill Richardson: What do you do when someone says something offensive? Recent Articles Exclusively in the New Print Issue of CounterPunch IN THIS ISSUE A Return to Regulatory Dark Ages Mel Goodman on Trump’s war on science. The Afterlife of Chernobyl by Louis Proyect; Life in Tiajuana by Laura Carlsen; Housing is a Human Right by Lee Ballinger; A (Concentration) Camp by the Lake by Jeffrey St. Clair; India’s Tryst With Destiny by Colin Todhunter; Bernie Sanders and the F-35 by Dave Lindorff; Social Media and the Venezuelan Coup Attempt by John Marc Shorack. PLUS: Raventós and Wark on Degenerate Europe, Floyd on the Resurgence of Old Evils, Dolack on Capitalism, Climate Change and Extinction, Matsui on the Curious Case of Patient X and Paul Krassner‘s, a profile of Mae Brussell. SIGN UP for the email version of CounterPunch magazine and save 37% What is a subscription? CounterPunch Magazine has exclusive articles for subscribers only, plus special features you can’t find on our website. As an email subscriber you get discounts on books and everything else in the CounterPunch store. Subscribe Today! Website Articles Magazine Mailing Address CounterPunch PO Box 228 Petrolia, CA 95558 Telephone 1(707) 629-3683 About CounterPunch ‌ ‌ ‌ CounterPunch | P.O. Box 228, Petrolia, CA 95558 Unsubscribe 147258@mit.ist Update Profile | About Constant Contact Sent by counterpunch@counterpunch.org in collaboration with Try email marketing for free today!

ileDIGI SECURITY

EĞİTİM TAVSİYESİ : sh Today DVD İngilizce Eğitim Seti – Dev Paylaşım – TOPLAM HACİM : 62 GB


Bugün İngilizce öğrenmeye başla sloganı ile yayınlanan, dünyaca ünlü İngilizce eğitim setidir. Yazma, gramer, kelime ezberleme gibi birçok türde içerik sunar. İngilizce dil konusunda aklınızda ne kadar soru işareti varsa English Today DVD eğitim seti ile bu soru işaretlerini giderebilirsiniz. Günlük hayatta kullanılan İngilizce’den resmi İngilizce’ye kadar birçok türde örneklere yer verilmiş. DVD set şeklindedir. Totalde 26 DVD içerir. İnternet ortamında bulabileceğiniz nadir İngilizce eğitim setlerinden birisidir.

Turbobit bağlantı linki içerir.

EĞİTİM SETİNİ BURADAN <turbobit.net/wbh48xm00cn1.html> İNDİREBİLİRSİNİZ.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category araştırma]
[tags EĞİTİM TAVSİYESİ, sh Today, DVD, İngilizce, Eğitim Seti, Dev Paylaşım]

ileDIGI SECURITY

KAYNAK TAVSİYESİ : Bilim Teknik Dergisi Ekleri Arşivi – İndir


Bilim Teknik Dergisi Ekleri Arşivi – İndir

DOKUMANLARI BURADAN <turbobit.net/mem4y3we7z73/BlmTknkDrgsEklrArsv.rar.html> İNDİREBİLİRSİNİZ.

TOPLAM HACİM : 75 MB

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category araştırma]
[tags KAYNAK TAVSİYESİ, Bilim Teknik, Dergi, Ek, Arşiv, İndir]

ileDIGI SECURITY

TARİH : TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI


DOKUMANLARI BURADAN <yadi.sk/d/5bVtA9I33GnCjR> İNDİREBİLİRSİNİZ.

ÖNEMLİ NOT : EĞER DİREK İNMEZ İSE JDOWNLOADER PROGRAMI İLE KOLAYCA İNDİREBİLİRSİNİZ.

JDOWNLOADER PROGRAMI İNDİRME LİNKİ : jdownloader.org/

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category araştırma]
[tags TARİH, Nostalji, Arkeoloji, research, TARİH, TÜRK TARİH KURUMU, YAYIN]

ileDIGI SECURITY

E-KİTAP : BİRBİRİNDEN DEĞERLİ 7 ADET KEYİFLİ E-KİTAP /// İNDİRİN VE OKUYUN !!!


Subcomandante Marcos Zapatista Hikâyeleri – Pdf – E-kitap – İndir
Kendini kötülüklerle savaşıp, muhtaçlara yardım etmeye adamış ve her türlü erdemle donanmış, fakat gerçekte basit bir böcek olan Lacandona’lı Don Durito… Daha özgür bir dünya arayışıyla bir hikayeden öbürüne doludizgin koşan firari bir at, kendini güçlü bir beygir sanan bir kaplumbağa, Meksika dağlarında yaşayan yerlileri temsil ederken Marcos’a akıl hocalığı yapan Yaşlı Antonio… Çok kalabalık ve fakir olduklarından, güçleri bir koruyucu meleğe sahip olmaya yetmeyen, bu yüzden küçük bir şeytanın korumasıyla yetinmek zorunda kalan Zapatista çocukları…
Bu kitaptaki öyküler, 1984′ten beri Meksika hükümetine karşı mücadele yürüten Zapatistaların yüzü, adı ve geçmişi bilinmeyen önderlerinden Subcomandante Marcos’un usta kaleminden çıkmış, küresel saldırıya küresel direnişe cevap vermek gerektiğine inananlar için masalsı bir canlan(dır)ma kılavuzudur…
Stefan Zweig – Afrika’nın Hiçbir Yerinde – Pdf – E-kitap – İndir
Ne ayıplama ne onaylama… Kaleminin ucundan sadece kendini tanımanın sevinci damlayan üstad Stefan Zweig’dan, hayatını dizginlenemez bir tutkuyla şiirleştiren üç şair ruhun öyküsüdür bu kitap…

Casanova, iyi biri midir, kötü biri mi? İçten midir, yalancı mı? Bir kahraman mıdır, yoksa bir dolandırıcı mı? Doğrusu, vakte ve saate göre, her biridir: Şartlar ona rengini verir ve o şartlarla birlikte değişir. İşin aslı pek çok insan gibi, içinde yaratıcı bir güç olmadığından maceracı olmuştur Casanova. Ama ne maceracı! Çağının hiçbir yazarının hayalî sahneleri, O’nun gerçekten yaşadığı olaylar kadar çarpıcı ve cüretkâr değildir. O’nu çarpıcı yapan da, kadınların peşinde hayatındaki baş döndürücü devinimdir.
Stendhal, Nedir Stendhal’in büyük zanaatı: kendini gözlemlemek elbette. Zanaatı ve ilmi budur. “İnsan kalbini inceleyen biri” olarak yeni nesillere bu ilmi aşılamış ve insana, kendini gözlemlemenin verdiği büyük sevinci öğretmiştir. Ondan önce hiç kimsenin bu şekilde kâğıda dökmeye cesaret edemediği mahrem sırları, bir klinik doktorunun soğukkanlılığıyla itiraf etmiştir bize.
Ruhu tahlil etme sanatının bu olağanüstü ustası olmasaydı, duyguların evreni ve onların gizli dünyası hakkında bildiğimiz gerçekler çok daha az olurdu.
Ve Tolstoy. Çağının insanlarından farklı değildi; ne de onlardan daha yüksekti Tolstoy. Hammaddesi herkes gibi balçıktı, kusurdu. Ve işte o kusurları derinden fark ettiğinde, herkesten farkını ortaya koydu. Duyduğu derin acıyla, insanın en yüce halinin peşine düştü. Ve hiçbir şeyden korkmayan bu sanatçı, hayatı boyunca, kendi benliğini tanıyıp kusursuz bir hale getirmek gibi büyük bir işe verdi kendini.
O sayededir ki; Goethe’den bu yana, hiçbir şair, kendini ve aynı zamanda ebedî insanı bize Tolstoy gibi gösteremedi.

Son Yüzyılın iki büyük lideri; Atatürk ve Erdoğan (ERDOĞAN TARAFTARLARINDAN)

Slavoj Zizek Zizek’ten Nükteler – Pdf – E-kitap – İndir

Ciddi ve iyi bir felsefi çalışma tamamen nüktelerle yazılabilir” -Ludwig Wittgenstein-

Slavoj Zizek’in diğer kitaplarının aksine yazılarından derlenen nükteler, fıkralar ve şakalar onun felsefi, politik, psikanalitik düşünceleri için bir dizin sağlıyor. Zizek’e gore nükte felsefi bir içgörünün kısa yolu olan eğlenceli hikayelerdir.

“Emniyet teşkilatındaki rüşvetçiliği dalgaya alan eski bir Yugoslav fıkrası vardır: Bir polis habersizce evine gider ve karısını besbelli şehvete ve heyecana kapılmış halde yataklarında çırılçıplak yaterken bulur. Acaba onu başka bir adamla bastım mı diye şüpheye kapılıp odanın etrafını yoklamaya başlar. Kocası yatağın altına bakmak için eğildiğinde karısının beti benzi atar; ama iki saniye süren fısıldaşmadan sonra, polis yüzünde tatmin olmuş, halinden memnun bir sırıtışla doğrulup ‘Kusura bakma canım, yanlış alarmmış. Yatağın altında kimse yok!’ der. Elinde ise sıkı sıkı kavradığı, yüksek meblağda bir deste para vardır.”

“Öteki’nin bilgisinin anahtar rolünü örneklemek üzere Lacancılar arasında yıllardır klasik bir fıkra anlatılır: Kendisini darı tanesi sanan bir adam akıl hastanesine kaldırılır, orada doktorlar onu bir darı tanesi olmadığına, insan olduğuna inandırmak için ellerinden geleni yapar; fakat iyileşip (darı tanesi değil de insan olduğuna inanıp) hastaneden ayrılmasına izin verildikten sonra, çok geçmeden tir tir titreyerek ve ödü kopmuş bir halde geri gelir kapıda duran bir tavuğun kendisini yiyeceğinden korktuğunu söyler. ‘Dostum,’ der doktoru, ‘sen darı tanesi değil de insan olduğunu çok iyi biliyorsun.’ ‘Ben biliyorum tabii ki,’ diye cevap verir hasta, ‘peki ya tavuk biliyor mu?'” (Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 140 Baskı Yılı: 2014

Dili: Türkçe Yayınevi: Encore

Anthony Doerr – Göremediğimiz Tüm Işıklar – Pdf – E-kitap – İndir
New York Times – Yılın en iyi on kitabından biri Goodreads ve Wall Street Journal – Okuyucu tercihleriyle yılın en iyi tarihi romanı Amazon – Yılın en iyi üç kitabından biri Apple – Yılın kitabı The Guardian -Yılın en iyi kitaplarından biri Kirkus – Yılın en iyi romanı Library Reads, Hudson Bookseller, Kobo, Bookpage, Washington Post, audible.com ve Indigo – Yılın en iyi kitabı National Book Award finalisti Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris’te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo’da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar. Almanya’da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner’in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo’da bulur. GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu. “Sizi içinde yaşatacak, size bir şeyler öğretecek ve son sayfayı çevirdikten sonra içinizde yoksunluk hissi bırakacak bir roman.” Booklist “Baş döndürücü bir güzellik ve canlılık. Doerr’un kaçırılmayacak bu eseri karanlıklarınıza ışık, hayallerinize esin kaynağı olacak.” Entertainment Weekly “Mücadelenin ve hayata üstün gelen gücün ışık dolu, göz kamaştırıcı hikayesi.

Karakterler son derece asil ve hayranlık uyandırıcı.” the Oprah Yayınevi:Koridor Sayfa Sayısı: 576 Basım Yılı: şubat 2015

Amin Maalouf – Uzaktan Aşk – Pdf – E-kitap – İndir
XII. yüzyılda, Akitanya’dayız… Soylu bir ozan, Jaufre Rudel, zevk ve eğlenceye doymuş, böylesi yaşam sürmekten bıkmış; uzak, arı ve sonsuz bir aşkı düşlüyor… Kusursuz, düşsel bir kadını anlatıyor dizelerinde. Ve günün birinde, denizler ötesinden gelen Gezgin, bu imgenin gerçekten yaşadığını haber veriyor ona. Çılgına dönen ozanın “Uzaktan Aşk”ını arayışı böyle başlıyor.

Daha önce birçok Avrupa ülkesinde gösterimi yapılan ve bu yıl ABD’de de gösterime girecek Uzaktan Aşk operasının liberttosunda, Maalouf, amacına ulaşmadan yitip giden bir sanatçı yaşamının eğertilmesini sunarken, yolculuk, sürgün, Tanrı, kimlik ve aidiyet izlekleri çevresinde biçimlenen ve yine Batı’dan Doğu’ya uzanan o dokunaklı aşk ve ölüm masallarından birini anlatıyor.

Türkiye’de oldukça önemli bir okur kitlesine ulaşan Amin Maalouf, “Uzaktan Aşk” adını taşıyan yeni kitabında dokunaklı bir aşk öyküsünü anlatıyor. -SEMA ULUDAĞ-

Çeviri : Samih Rifat

Alan Brennert – Uzaklarda Bir Yerde – Pdf – E-kitap – İndir
“2009 yılının en iddialı kitaplarından biri.” The Washington Post

“Muhteşem ve bir o kadar da samimi bir hırs, fedakârlık ve kurtuluş masalı.” Booklist

“Büyüleyici, okuyucuyu derinden sarsacak tarihi bir efsane.” —— The Washington Post

“Uzaklarda Bir Yerde, hayatları acımasızca çalınmış insanların öyküsüdür.”—Chicago Tribune
“Başarılı bir tarihi kurgu romanı yazmak demek, dönemin ayrıntılarını alelade bir hikâyeye rastgele işlemek demek değildir. Tam aksine roman, okuyucuya başka bir zaman diliminde, bambaşka bir dünyanın kapılarını açmalıdır. İşte Brennertın doyumsuz eseri Uzaklarda Bir Yerde, dönemin Honolulusunun kültürel özelliklerini, insanlığın maruz kaldığı baskıyı ve zulmü en vurucu haliyle gözler önüne sermektedir.” —-San Francisco Chronicle
“Bu sürükleyici epik roman, vatanı Koreden ayrılıp yepyeni bir hayat umuduyla Hawaii adalarına gelen Jinin öyküsüdür. Baskıya boyun eğen, sınırlarında hapsolmuş göçmen Jinin gözlerinden, dönemin Hawaii yaşamına şahitlik etmek ve Jinin zaman içerisindeki değişimini, sosyal ve eğitimli bir kadın olarak Hawaiinin elit kesimine karışmasını izlemek son derece keyif verici!”—– Library Journal
“Dokunaklı, derinden sarsan bir hikâye.” —– Los Angeles Times

“Sürükleyici ve matem yüklü.”-Honolulu Star
“Baştan sona kadar iddialı ve orijinal…” —-Publishers Weekly

“Brennert tam manasıyla olağanüstü bir eser yaratmış.” —-The Dallas Morning News
“Son derece akıcı. Bir turist merkezi olmadan evvelki Hawaiinin capcanlı bir portresini çiziyor.” -Brokeback Dağı senaristlerinden, Lonesome Doveun yazarı Larry McMurtry
“Amerikan ve Hawaii tarihinin hemen hemen tümüyle unutulmuş, ihmal edilmiş bir bölümünün, cömert, şefkatli ve başarılı bir biçimde yorumlandırıldığı bu epik romanın mimarı Allan Brennert, karanlık ve aydınlığı, trajediyi, insan azminin zaferini, tamamen gerçeğe yakın ve kitabın sayfalarından çıkıp kolaylıkla içinize işleyebilecek türden orijinal ve sarsıcı karakterlerle harmanlayarak sayfalara özenle dokumuş.” -Jim Fergus-One Thousand White Women yazarı.
La Cañada Flintridge-One City, One Book Selection Uzaklarda Bir Yerdeyi gururla takdim eder.
Washington Postda 2009,un en iyi kitapları arasında.
Elles Lettresin Readers-Pick of the Yearın seçimi.
Sayfa Sayısı: 550 Baskı Yılı: 2010
Dili: Türkçe

E-KİTAPLARI İNDİRMEK İÇİN BURAYA <yadi.sk/d/8rEFhE2zSzakUA> TIKLAYIN.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category araştırma]
[tags E-KİTAP, KEYİFLİ]

ileDIGI SECURITY

E-KİTAP : Türkler Ansiklopedisi – Türkler Ansiklopedisi – 21 Cilt – Pdf kitap – İndir


Türkler Ansiklopedisi – 21 Cilt Türkler Ansiklopedisi – 21 Cilt – Pdf – E-kitap – İndir

Türklerin dôrtbin yıllık bilinen tarihlerinde, başta Asya, daha sonra da Avrupa ve Afrika kıtalarında, çok değişik coğrafyalarda devlet kurmaları ve yaşamaları her zaman dünyanın ilgisi çekmiştir. Zira dôrtbin yıllık bu uzun dônemde, Hint, Fars, Bizans, Arap ve nihayet Batı kültürü ile karşı karşıya gelen ve iç içe yaşayan Türklerin, benliklerini kaybetmemeleri, sahip oldukları ôz kültürlerini devam ettirmeleri ve kendilerinin de ne denli sağlam bir kültüre sahip olduklarını ispat ederken bu medeniyetler arasında etkileşimin ölçüsü hep merak edilmiştir. Bilhassa Karadeniz‟in Kuzeyinden Doğu Avrupa‟ya, oradan da İtalya ve Fransa içlerine kadar ilerleyen çeşitli Türk kavimlerinin bıraktıkları etkiler ve daha sonra Balkanlarda oluşan Türk asıllı devletler bu ilgiyi daha da artırmıştır… Nihayet doğu-batı ticareti ve islam dünyasına hakim olan Türklerin ulaştıkları medeniyetin Batı üzerindeki tesiri, Batılı müsteşriklerin ve seyyahların eserlerine konu olmuştur.

ANSİKLOPEDİYİ BURADAN <turbobit.net/xt4g2jqo2k08.html> İNDİREBİLİRSİNİZ.

[status draft]
[nogallery]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category araştırma]
[tags E-KİTAP, Türkler, Ansiklopedi, Pdf, İndir]

ileDIGI SECURITY

Arkeofili Haberleri

Arkeofili
/////////////////////////////////////////// Kayseride 7,5 Milyon Yıllık Fil Atası Fosili Bulundu
Posted: 30 Aug 2019 06:37 AM PDT feedproxy.google.com/~r/Arkeofili/~3/zauHbunR_0o/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
Kayseri’de Yamula Barajı kıyısındaki kazı çalışmalarında, tek parça halinde 7,5 milyon yıllık ’Choerolophodon’ cinsine ait fosil bulundu.
Devamı burada: Kayseride 7,5 Milyon Yıllık Fil Atası Fosili Bulundu Arkeofili.
/////////////////////////////////////////// Antik Mısırdaki Gizemli Neolitik Toplum İnceleniyor
Posted: 30 Aug 2019 05:41 AM PDT feedproxy.google.com/~r/Arkeofili/~3/NMwOirPV774/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
Antik Mısır dendiğinde akla ilk MÖ 3100’de başlayan Hanedanlar dönemi firavunları gelir. Ancak, burada MÖ 9300-4000’de gizemli bir Neolitik toplum vardı.
Devamı burada: Antik Mısırdaki Gizemli Neolitik Toplum İnceleniyor Arkeofili.
/////////////////////////////////////////// İlk Amerikalılardaki Poplasyon eşitlenmesinde evrenin Etkisi Var
Posted: 30 Aug 2019 12:07 AM PDT feedproxy.google.com/~r/Arkeofili/~3/1cBVToEii2o/?utm_source=feedburner&utm_medium=email
Kuzey Amerika’dan Orta ve Güney Amerika’ya yayılan tüm insanlar aslında ortak ataya sahip, ama popülasyonlar birbirlerinden uzaklaşarak farklılaşmış.
Devamı burada: İlk Amerikalılardaki Popülasyon Çeşitlenmesinde Çevrenin Etkisi Var Arkeofili.